“Adaletin adaletli ve çabuk olması gerekir.”1 açıklamasında bulundu Beşir Atalay, İlker Başbuğ’un tutuklanması üzerinde yaptığı yorumunda. Ergenekon davası ve süreci, üzerinde çokça tartışılması gereken bir konu fakat burada ondan ziyade daha genel birkaç konuya değinmek istiyorum. En basitinden, yukarıdaki ilk cümlenin kurulmasında bile bir gariplik yok mu? Adaletin adaletli olmasının temenni edilmesi aslında trajikomik bir durum değil mi?
Belki de bir itiraf…
İnsanına göre adalet, insanına göre yargılama, insanına göre eşitlik, özgürlük, yaşam hakkı… demenin kısa yolu, üstü kapalı hali.
İnsanların adaletli bir ortamda ve özgür olması gerekliliği zaten tartışma götürmez bir durumken bugün bunun için önce “yaşayabilmeleri”, hayatlarını sürdürebilmek için neredeyse ekstra çaba harcamalarının gerekli duruma gelmesi “adaletin adeletliliğinin” bir göstergesi sayılabilir. Birçok gazeteci hızla tutuklanmaya devam ederken bir televizyon kanalının bir mahkeme kararını “resmi açıklanmadan 21 dakika önce”2 duyurması da…
Ve bunlar akıp giderken hükümet üyeleri tarafından kurulan
“X süreci iyi takip edilmeli.”,
“Y durumunda önemli açıklamalar yapılmalı.”,
“Z konusunda büyük tepki gösterilmeli.”
gibi cümleler de “sorumluluğun adaletliliği”nin işaretleri. Soruların cevabını hiçbir zaman tam olarak vermeyen açıklamalara alıştık zaten; ama bu türden açıklamalar gittikçe daha yoğun bir “saklanma unsuru” olarak kullanılıyor gibi gelmeye başladı. Öyle ki artık yapılan çoğu açıklama “gaf” olarak görülüyor, eğer “çok düşündürücü” ise sadece açıklamayı yapan kişinin bir anlık yanlışı gibi gösteriliyor, üzerinde neredeyse hiç durulmadan yeni “bilgilendirici” cevaplara doğru yola çıkılıyor. Fakat işin aslına bakıldığında bunların sadece birer “gaf” olmadığı da belli oluyor.3 Adalet üzerine ağdalı cümleler kurulurken pratikte o “gaf”ların altındaki anlamlar işlerlik kazanıyor. Veöyle ya da böyle birileri “adalet”in altında ezilirken birileri sorumluluklarının yükünü olabildiğince hafifletiyor.
Zaten, milletvekili Hakan Şükür’ün “ek iş” mevzusunu tartışmak, tek bir iş bile bulamayan umutsuz gençlerin durumunu konuşmaktan daha kolay değil mi? Mecliste kısa ve öz hakaret cümleleriyle birbirine cevap vermek uzun uzadıya emek harcayarak tartışıp ortak sonuçlara varabilmekten daha az zaman çalıcı değil mi? Halktan ve hatta birçok ülkeden, Türkiye’deki gazeteci tutuklamaları nedeniyle burada basın özgürlüğünün olmadığı konusunda gelen eleştirilere -en azından- kulak kabartmak yerine internetten televizyona, kitaptan dergiye her şeyi sansür uygulanabilir olarak görmek daha kolay değil mi? Her olaydan sonra topu birbirine atmak, en önce kim diğerini suçlarsa onu temize çıkarmak en basit yol değil mi?
Ama tabi ki sorumlulukların, hesap verebilmenin yükü hafiflesin ki yöneticilerimiz daha verimli çalışsın, meclisimiz daha güzel ve hızlı işlesin, gece geç vakitlere kadar mesai yapmak zorunda kalınmasın. Zira halka adalet dağıtmak lazım, bunun için de gereksiz sorunlarla uğraşmamak…
Adalet zor iş, bunun sorumluluğunu almak daha da zor. Ama o sorumluluğu görmezden gelmek kolay görünüyor. Tıpkı insanların çilelerinin, acılarının, umutsuzluklarının görünmez olduğunu varsaymanın kolaylığı gibi…
Adalet ve hatta “adaletli adalet” insanlar için var, güya.
İnsansız adalet olmaz
Adaletsiz insan olur mu?
Olur, olmaz olur mu!
Ama, olmaz olsun
Özdemir ASAF
1- Atalay: Başbuğ’u Biz Atadık
2- STV’den Işık Hızında Habercilik
3- Hayatımızın Bakanı
VN:F [1.9.14_1148]
Rating: 7.9/10 (8 votes cast)
Adaletli Adalet (!), 7.9 out of 10 based on 8 ratings