Yazar Arşivi: Anıl SINACI

9 Kasım Alevi Eylemi

alevi

Türkiye ve Avrupa’daki Alevi örgütleri bir araya gelerek Ankara’da görkemli bir eylem düzenlediler ve anayasada bulunan laiklik ilkesinin “doğru bir şekilde” uygulanmasını istediler. Sıhhiye meydanını dolduran yetmiş bin civarındaki kitle; eşit yurttaşlık hakkı için, zorunlu din derslerinin kaldırılması için, alevi köylerine cami yapılmaması için, diyanetin lağvedilmesi için yükselttiler seslerini.

Alevi örgütleri eylem çağrısını Alevilik vurgusu üzerinden yapmışlardı, çağrıyı radyodan ilk defa dinlediğimde tam anlamıyla benimseyemedim açıkçası. Çünkü sıralanan istekler, biraz iyimser bir bakış açısıyla, sadece Türkiye’deki alevilerin değil; çağdaş, ilerici, aydın bütün kesimlerin sorunlarının çözümünü içeriyordu. Peki nedendi bu Alevilik vurgusu? Sorumun cevabını eyleme katıldıktan sonra buldum. Alevi örgütleri Türkiye’nin her yerinden katılım sağlamışlardı.Teyzem, amcam köyünden, toprağından bir anlık kopup gelmiş, kendisiyle aynı derdi paylaşan binlerce insanın olduğunu görüp mutlu olmuşlardı. Çünkü bu topluluk, sorunun “temeline” iniyordu.

Laikliğin sadece türban karşıtlığı olmadığını, sorunun kökünden çözülmesi gerektiğini biliyorlardı. Türkiye’de ulusalcı cephenin söylemeye korktuğunu söylediler başka bir deyişle. Bugün Türkiye’de türban karşıtlığı üzerinden yükselen laiklik söylemiyle çatıştılar. . Laiklik vurgusu yapan kesimin salt türban karşıtlığı üzerinde sıkışıp kalmaması sorunun kökünden çözülmesi açısından önemlidir diye düşünüyorum. Çünkü laik bir Türkiye; alevi köylerine zorla cami yaptırarak asimilasyona yol açmamalı, alevi çocuklarını ve istemeyen herkesi zorunlu din dersleriyle sunni islam kisvesi altına almamalı, alevi vatandaşlarına herhangi bir ayrılıkçı davranışta bulunulmasına izin vermemelidir. En önemlisi de, bu yapılmaması gereken şeyleri yapan ve alevilerden de toplanan vergilerle işleyen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilmesi gerekmektedir.

Aleviler bu isteklerle doldurdular meydanı. Devlete bir başka çarpıcı mesaj daha verdiler: Aleviler hiçbir şekilde, dedelerinin devletin maaşlı din adamı olmalarını istemiyorlar. Eylemde yaşanan ve medyanın hiç yer vermediği başka bir olgu da şuydu: verilen mesajlar sadece alevileri ilgilendirmiyordu, Türkiye’de ezilen herkese kucak açılıyordu. Alevi örgütleri önderleri konuşmalarında Tuzla’daki işçi katliamlarına, polis katilliğine, Türkiye’nin belini büken enerji politikalarına, özelleştirme adı altında yok pahasına sermayeye peşkeş çekilen değerli kurumlara, IMF emirleriyle gelen zamlara, yoksulluğa, eşitsizliğe ve işkencelere değinerek toplumsal bir muhalefet oluşturdular.

Türk medyası bu muhalefeti hiç yansıtmadı ekranlarına, sayfalarına. 1 Mayıs’ta yaşanan korku burada da hissettirdi kendini. Zaman, Vakit gibi dinci medya kuruluşları olayı daha da ileri götürdüler; alevi eylemini yalanlarla ve çarpıtmalarla küçültmeyi denediler. Zaman, eylem öncesi yaptığı kışkırtıcı haberin işe yaramaması üzerine iktidar sofrasından payını rahatça alan, bugünkü sistemle herhangi bir sorunu olmayan Cem Vakfı başkanı İzzettin Doğan’a başvurdu. İzzettin Doğan iktidar yanlısı tavırlarına ters düşmeyerek eyleme katılanların alevilikle ilintisi olmadığını iddia etti; ama unutmasın ki hiç kimse afaroz yetkisine sahip olamaz alevilikte.

Alevilerin, gerçekleştirdikleri bu eylemle Türkiye’nin bütün sorunlarına sahip çıktıklarını düşünüyorum. Eylemde vurgulanan istekler barış ve kardeşlik içerisinde, insan onuruna yaraşır biçimde yaşamak isteyen herkesin istekleridir ve bütün kesimler tarafından sahiplenilmelidir.

VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)