Yazar Arşivi: Hakan AKTAY

Suç Aleti: Poşu

suc aleti Posu

“Kenarları saçaklı ipek, pamuk, yün ve benzerinden yapılmış bir başörtüsü türü.” olarak verilmiş Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde “poşu” kelimesinin anlamı.

Çoğunlukla Ortadoğu ve Arap dünyasında yaygın olarak güneşten korunmak için kullanılan,  genellikle biri beyaz olmak üzere iki renkten oluşan bir örtü. Ülkemizde de -Türkiye’nin doğusunda çekilen dizilerden aşina olduğumuz üzere- özellikle doğu illerimizdeki insanlarımız sıklıkla kullanıyor poşuyu.

VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 8.5/10 (6 votes cast)

Deniz Gezmiş Hayatta Olsaydı…

Deniz Gezmiş Hayatta Olsaydı...

“Delikanlım!

İyi bak yıldızlara.

onları belki bir daha göremezsin.

Belki bir daha

yıldızların ışığında

kollarını ufuklar gibi açıp geremezsin…”

Nazım Hikmet’in yukarıdaki müthiş dizelerini Tuncel Kurtiz’in seslendirmesiyle başlıyor Can Dündar’ın Deniz Gezmiş’i anlattığı “Delikanlımİyi Bak Yıldızlara…” adlı belgesel. Belgeselde Deniz Gezmiş’in hayatta kalan yakın dostları, Deniz’i ve 70’lerde Deniz ile birlikte yaşadıklarını anlatıyor. Deniz Gezmiş’i ve 68 kuşağını daha iyi tanımak isteyen herkese belgeseli izlemelerini şiddetle tavsiye ederim.

Belgeseli 6 Mayıs sabahı, yani 40 yıl önce Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin yıldönümünde izledim. Belgeselin sonunda ister istemez aklıma yazının başlığındaki soru takıldı: “Deniz Gezmiş ve idam edilenler bugün hayatta olsaydı, Türkiye daha farklı bir yer olur muydu acaba?”

Bilindiği gibi “68 kuşağı hareketi” Avrupa’da öğrenci hareketi olarak doğdu ve Avrupa’daki gençler eylem ve söylemleriyle (üniversite işgali, Molotof kokteyli kullanılması vs.) bizim ülkemizde Deniz Gezmiş ile sembolleşen “Türkiye’nin 68 kuşağına” örnek teşkil ettiler. Türkiye’dekinin aksine 60’lı yıllarda Avrupa’daki gençlik hareketinin önde gelenleri hayatta kalmayı başardılar ve siyaset yapmaya devam edebildiler. Hatta bu kişiler yıllar sonra bulundukları ülkelerde yönetim anlamında çok önemli yerlere de geldiler, Avrupa’nın değişiminin öncüsü oldular. Fransız yazar Jean-Claude Barreau kendi ülkesindeki 68 kuşağı hakkında “Komuta makamlarına yerleşmiş (şimdilerde 60 yaşında olan) eski 68’lileri sayamayız çünkü çok kalabalıklar…” diyor.Tabii ki dünyanın değişimiyle birlikte zamanında Türkiye’deki tabirle “hızlı solculardan” olan Avrupa’nın 68 kuşağı liderlerinin görüşleri de zamanla değişmiş, Avrupa’da sol 1983’ten itibaren özgürlükçü-liberal bir yola girmiştir.1 68 kuşağının Avrupa’daki en hızlı isimlerinden Fransız entellektüel Regis Debray- ki Bolivya’da Che ile birlikte gerilla örgütlenmesine bile katılmıştır- yıllar sonra, geçmişte ülke ülke dolaşan profesyonel devrimcilerin her yerde devrim yapabileceklerine inandıklarını, ulusal özellikleri küçümsediklerini, gerçek devrimlerin ulusal nitelikli olduklarını fark etmediklerini itiraf etmiş, piyasanın diktatörlüğüne karşı sosyal demokrasinin alternatif rolü oynamak durumunda olduğunu söylemiştir.2

Muhtemelen Deniz Gezmiş ve arkadaşları da bugün hayatta olsalardı bir şekilde siyaset yapmaya devam ediyor olacaklardı ve nasıl ki o zamanki konjonktürde dünyadaki dönüşümü izleyip düşüncelerini ve eylemlerini şekillendirdiyseler, bugün de bence-Avrupa’daki çoğu yaşıtlarında olduğu gibi- dünyadaki değişim doğrultusunda kendi fikirsel ve eylemsel değişimlerini yaşayacaklar, muhtemelen yönetim kademelerinde yer alarak entelektüel birikimlerini Türk demokrasisine yansıtacaklardı. Oysaki Türkiye’de 68 kuşağı liderleri bildiğiniz gibi idam edildi ya da öldürüldü ve gelecek nesiller olarak bizler ne yazık ki onların dönüşümünü göremeden onları sembolleştirdik, sloganlaştırdık. Belki de Türkiye’de solun ütopyacı-romantik bir anlayışın dışına çıkamamasına bunun da etkisi vardır, ne dersiniz?

“Deniz ve arkadaşları bugün hayatta olsalardı Türkiye nasıl bir yer olurdu?” sorusuna sanırım herkesin kendince çok değişik cevapları olabilir, ben eğer onlar hayatta olsalardı kısaca daha demokratik bir ülkede yaşıyor olurduk diye düşünüyorum.

Şiir ile başladım şiir ile bitireyim;

“Yaşasaydı o delikanlı,

Yıldızlar daha bir parlak olurdu şimdi…”

 

1- Jean-Claude Barreau, Tarih Öncesinden Günümüze Bütün Dünya Tarihi, sayfa 334

2- Hasan Cemal, Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım, Doğan Kiapçılık, sayfa 94-6

 

VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 8.8/10 (8 votes cast)

“İleri Demokrasi” Nasıl İlerler?

ieri demokrasi nasıl ilerler

Biliyorsunuz bu aralar “ileri demokrasi” meselesi gündemimizi çok meşgul ediyor.

Her ne kadar iktidarın bence ileri demokrasiden anladığı, modern toplumun demokrasi pratiği olan, kabaca “Oyların çoğunu alan meşru olarak kuralları belirler.” şeklinde açıklayabileceğimiz “temsili demokrasi”olsa da küreselleşen dünyamızda bu pratiğin insanların beklentisini karşılama anlamında yetersiz kalacağını kolaylıkla söyleyebiliriz.

VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 8.3/10 (9 votes cast)

İçim Yanıyor!

İçim yanıyor

Babam anlatırdı. İlkokul yıllarında kibrit çöplerinden maketler yapmaya merak sarmış. Kibrit çöplerini yan yana, üst üste bir karton desteğiyle yapıştırarak evler yaparmış. Sanırım babam maket işini biraz abartmış olacak ki bir gün babannem, “Bize yer kalmadı evin içinde, şunlardan kurtul!” demiş odadaki kömür sobasını göstererek babama.

VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 7.6/10 (15 votes cast)

Asım’ın Nesli ve Babasız Büyüyen Bebek

ASIM’IN NESLİ VE BABASIZ BÜYÜYEN BEBEK

Başbakan’ın “dindar gençlik” açıklamasından sonra “gençliğin nasıl olması konusunda” benzer bir çıkışı da AKP Ankara İl Başkanlığı’nca düzenlenen “Akif’ten Asım’a” adlı Mehmet Akif Ersoy’u anma programında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç yaptı.

VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 5.9/10 (8 votes cast)

Türk Lirası’nın Simgesinde Başbakanı Görmek

Türk Lirası’nın Simgesinde Başbakanı Görmek

“İleri Değil Gazı Alınmış Demokrasi!” adlı yazımda, Ankara’daki Ümitköy kavşağı yakınlarında, Etimesgut Zırhlı Birlikler Okul ve Eğitim Tümen Komutanlığı’na ait arazideki namlusunu şehir merkezine doğru çevirmiş olan tankı görünce bir AKP milletvekilinin demokrasimiz hakkında hissettiklerinden bahsetmiştim sizlere.1

VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 9.0/10 (6 votes cast)

AKP Neden Kazanır? CHP Neden Kaybeder?

akp neden kazanir chp neden kaybeder

Reklamcı Ateş İlyas Başsoy’un yazdığı, yazımın başlığı ile aynı adı taşıyan kitabı yeni bitirdim.

Kitap İlyas Başsoy’un yürüttüğü reklam stratejisinin de yardımıyla 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde Prof. Dr. Mustafa Akaydın’ın AKP’nin elinden Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı nasıl aldığının hikayesiyle başlıyor.

VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 7.9/10 (7 votes cast)

İleri Değil Gazı Alınmış Demokrasi!

ileri değil gazı alınmış demokrasi!

Eğer bir şekilde Ankara’dan Eskişehir istikametinde yolculuk yapma şansınız olursa, Ümitköy kavşağında çevrenize dikkatlice bakın, namlusu şehir merkezine dönük olarak duran bir tank gözünüze çarpacaktır. Eğer siz de benim gibi orasının Etimesgut Zırhlı Birlikler Okul ve Eğitim Tümen Komutanlığı’na ait bir arazi olduğunu biliyorsanız ve de son günlerde popüler olan “ileri demokrasi” konusunda AKP’liler kadar derin düşünemiyorsanız, muhtemelen orada bir tank olması konusunu yadırgamayacaksınız.  Bahsettiğim tank bir AKP’li milletvekilinin de gözüne çarpmış olacak ki bakın tank hakkında neler söylemiş: “Şehrin içinde namlusu Meclis’in olduğu kent merkezine dönmüş bir tank nasıl olur? Askeri vesayete son verdik, asker kışlasına döndü, ileri demokrasiye geçiyoruz diyen bir parti olarak bunu içimize sindiremeyiz.”1

VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 9.1/10 (10 votes cast)

İnsan Hayatı Ne Kadar Değerli?

haberal

Apple firmasının logosunun neden ısırılmış bir elma olduğunu hiç düşünmüş müydünüz? Bir efsaneye göre logonun bu şekilde olmasının nedeni, Apple yetkililerinin ünlü İngiliz matematikçisi ve bilgisayar bilimcisi Alan Turing’e sessiz bir selam gönderme istekleri…

VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 9.1/10 (11 votes cast)

Emperyalizmin Anti-emperyalist Yandaşları

mcdonalds_baskini

Özellikle birkaç yıldır, birçok kavramda olduğu gibi, “emperyalizm” kavramında da Türkiye’de bence bir sloganlaştırma söz konusu. “Kahrolsun ABD emperyalizmi”, “Ne ABD ne AB, tam bağımsız Türkiye” ve benzeri sloganlar artık medyamızda gün aşırı görmeye alışık olduğumuz, “emperyalizm” kavramının sloganlaştırılmasının örnekleri. Kendilerini “anti-emperyalist” olarak tanımlayan bazı grupların kullandığı bu sloganlar ve sloganlar çerçevesinde oluşturdukları bakış açıları o kadar kalıp haline gelmiş ki ben “anti-emperyalist” olduklarını söyleyen bu grupların tam da “emperyalizm”in istediği şeklinde davrandıklarını düşünüyorum.

VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 3.4/10 (8 votes cast)